• Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • "Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır."(Mülk, 12-14)
  • "Her kim aşura gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(et-Tergîb ve'l-Terhİb 2/116)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 17°C Kocaeli
    • 19°C İstanbul
    • 17°C Ankara
    • 15°C Rize
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,807 -0.81
  • Dolar: 3,6298 -0.67
  • Euro: 3,8933 -0.93

Türkiye savaşta Müslümanların, barışta ise Kemalist laiklerinmiş!

FETÖ samimi bir İslami yapıymış gibi 15 Temmuz darbe girişimi üzerinden laiklik övgüleri yapılmasına tepkiler sürüyor.
Türkiye savaşta Müslümanların, barışta ise Kemalist laiklerinmiş!

Sevilen TV program sunucusu ve yazar Serdar Tuncer, 15 Temmuz’un ardından Habervaktim.com’un da sık sık dikkat çektiği “laiklik övgüsü tehlikelisi”ni köşesine taşıyarak “Varlığını size borçlu bir terör örgütünden sizi kurtaranlara teşekkür edeceğinize bir de kalkıp onları suçluyorsunuz” dedi.

Serdar Tuncer, Yeni Şafak’taki makalesinde “Bir dakika beyler” deyip, çok çarpıcı soruları gündeme getirdi.

VAR MISINIZ?

Tuncer “Madem öyle, 27 Mayıs'a, 12 Mart'a, 12 Eylül'e, 28 Şubat'a bakıp, darbelerin arkasında Atatürkçüler var diyerek, ordu başta olmak üzere bütün devlet kurumlarından Kemalistleri azledelim evvela. Var mısınız?” diye sordu.

Serdar Tuncer’in yazısı şöyle:

“Abdestimizi aldık, namazımızı kıldık, “Ya Allah Bismillah” diyerek meydanlara döküldük. Yaralandık, can verdik, devletin ve milletin namusunu kurtardık. Ülkeyi iç savaşın, işgalin ve kaosun eşiğinden döndürdük.

Sonra bir de baktık ki; Türkiye savaşta Müslümanların, barışta ise Kemalist laiklerinmiş!

Ekranlar, köşeler, kıyılar bizi sevmeyen, dindarlığımızdan rahatsız olan, sloganlarımızı küçümseyen, bizsiz bir ülke hayâl eden adamlarla doluverdi birden. Ülkeyi kurtaranların dindarlığına bakarak bir parça Müslüman olmayı denemek yerine, ülkeye kast edenlerin dindar görünümünden yola çıkarak dine ve dindarlara vurdukça vurdular.

Laik eğitimin önemine vurgular, bütün tarikatların aynı potansiyele sahip olduğunu anlatmalar, “sıradaki FETÖ kim olacak?” gibi imalı sorular, TSK başta olmak üzere bütün devlet kurumlarından herhangi bir intisabı bulunan herkesin tasfiyesini istemeler... Zırvanın bini bir para…

Bir dakika beyler!

Madem öyle, 27 Mayıs'a, 12 Mart'a, 12 Eylül'e, 28 Şubat'a bakıp, darbelerin arkasında Atatürkçüler var diyerek, ordu başta olmak üzere bütün devlet kurumlarından Kemalistleri azledelim evvela.

Var mısınız?

Hatta bir adım daha ileri gidip, eğitim sisteminden, ordu yapılanmasına, bürokrasiden bilmem nerelere kadar Atatürk'ü ve ilkelerini tartışmaya açalım, ne dersiniz? Sahte dindarlar ayağa kalkınca da dayak hakiki Müslümanlara reva görülüyor, hakiki Atatürkçüler ayaklanınca da… Bu işte bir gariplik yok mu?

Biraz insaf, birazcık izan, bir parça özeleştiri yâhu!

15 Temmuz'da darbeye kalkışanlar dindar değil, dinin aslında ne olduğunu öğrenemediği için, bir şarlatanın hezeyanlarını din zanneden ahmaklar sürüsüydü.

Bunların ışığı nur, laf ebeliğini velayet, üçkâğıdı keramet zannetmesinde sizin payınız Pensilvanyalı'dan daha az değil.

Güzel bir şeyin aslı bilinmediği için sahtesi gerçek zannediliyorsa, aslını yasaklayanın en az sahteyi satan kadar suçu vardır.

14 asırlık geleneğin muhkem ve muhteşem duruşunu merdiven altlarına mahkûm ederek takiyye görünümlü münafıklığın kapısını siz açtınız.

Tarikatı yasakladığınız için, o a(l)danmışlar ordusu, tasavvuf büyüklerinden çalıntıyı, kalbin zümrüt tepelerinden sızıntı zannettiler.

Müslümanım diyene kapıları kapatmasaydınız, içeri girebilmek için Müslüman değilmiş gibi yapa yapa İslâm'ı unutan bu müptezeller ülkemize bu terörü yaşatamayacaktı.

Şimdi de bu cürümdeki hata payınızla delikanlı gibi yüzleşmek yerine kalkıp bir de diyorsunuz ki; “tarikatlar da ileride böyle bir şey yapabilir, hepsi aynı, tiz önlem alınmalı” vs.

Varlığını size borçlu bir terör örgütünden sizi kurtaranlara teşekkür edeceğinize bir de kalkıp onları suçluyorsunuz.

İnsanların takım elbise giymesini yasakladığınız ülkede takım elbiseli bir maymun cinayet işledi diye dönüp bütün insanlara potansiyel katil muamelesi yapmaktan daha abes sizinki!

Akıllı olun ve anlayın artık: FETÖ'nün varlığı istikbâlimizi ve istiklâlimizi imhadır; tasavvufun yokluğu mâzimizi ve kendimizi inkâr!

Garibim tasavvuf ehli de, samimi ve safiyâne bir şekilde size bunlar gibi olmadıklarını anlatmak için çırpınıp duruyor.

Yâhu arada benzerlik yok ki farkı anlatasın!

Herhangi bir tekkenin kapısından üç gün evvel girmiş herhangi bir derviş namzedine gidin ve şu üç meseleyi anlatıp, “Bu sözleri söyleyen insan nasıl birisidir?” diye tek bir soru sorun.

Bir adam çıkmış kendisinden bahisle diyor ki:

“Kâbe'deydim, temizliğe o zaman şimdiki kadar dikkat edilmiyordu. Pislik sebebiyle de çok sinek bulunuyordu. Ben on beş gün kadar hiç haremden ayrılmamıştım. Buna rağmen herkesi ısıran sinekler bir kere dahi olsun beni ısırmadı”

“Çocukluğumda kazlarımız vardı. Ben onları çok severdim. Bir gün bu kazlar bir komşumuzun bahçesine gitmişler. O da kızmış, kazları bir güzel dövmüş. Baktık bizim kazlar kan revan içinde. Onları öyle görünce içim sızladı, çok rikkatime dokundu. Çok geçmeden havada bir bulut belirdi. O komşunun tarlasına öyle bir dolu yağdı ki, bahçede ne var ne yok hepsini aldı götürdü. O da biz de şaşırdık, çünkü köyde başka hiç bir yere dolu yağmamıştı.”

“Bir gün arkadaşlardan biri bir rüya görüyor; Hatice validemiz Peygamber Efendimiz'e, ders yaptığımız dört beş kişiyi kast ederek, “Ya Rasûlullah bunlar bizden hoşnut musun diye soruyorlar” diyor. Efendimiz'den cevap geliyor: “Evet hoşnudum. (Beni kastederek) Hele birisi, hele birisi...” diyor.

O derviş namzedinden alacağınız cevap şudur: “Kendisi için bunları anlatabilen adam üçkâğıtçıdır, yalancıdır, şeytanın maskarası olmuştur.”

FETÖ mensupları ise bunları anlatan dünyası küçük şarlatana “Kâinat İmamı” diyorlar.

Farkı anlatabiliyor muyum?

Maneviyatın ne olduğunu bilmeyen insanlara, bu kibir kokulu hezeyanları velayet diye satabilirsiniz. Ancak bir kez tekke eşiğinden girmiş taze bir derviş dahi, bunların yaşansa dahi dile dökülmemesi gereken şeyler olduğunu bilir ve anlatanın makbul bir kimse olamayacağını anlar.

Yani demem o ki; bu türedi ahmağın çakma cemaatinden hareketle bütün tarikatlara potansiyel tehlike muamelesi yapacağınıza, tarikatların önündeki tekke ve zaviye sûretli bütün yasal engelleri kaldırın ki, bir başka şarlatan paralel bir ihanete teşebbüs etse bile kendisine inanacak adam bulamasın.

Böyle bir şey bir daha olur mu, olursa nasıl anlarız?

Ölçü meydanda: “Ben, benden öncekilerin Allah'ın Rasûlü'ne kadar uzanan bir silsile ile bu güne kadar taşıdığı dini, onların tek bir açık nokta kalmayasıya anlayıp yaşadığına inanıyor ve onlar gibi yaşamak istiyorum” diyen zatlardan çevresine, devletine ve milletine bir zarar gelmez.

Bu zatlar eline Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye'yi alır ve “haydi bu ikisinin arkasından gidelim” diye çağırır insanları.

“Ben size benden önceki 14 asır boyunca gelenlerin bilmediği, anlamadığı, yanlış anladığı şeyleri en doğru haliyle anlatıyorum” iddiasındaki adamlara gelince, işte orada durun.

Bu adamlar, “Kur'ân'dan başkasını boş verin” der, eline kendi kitaplarını alır, “haydi benim arkamdan gelin” diye nida ederler.

Anlatabiliyor muyum?

Geleneği olmayanlar geleceğin tehlikesidir!

Ötesini söylemeyeceğim.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaçakçılara ağır darbe29 Mart 2017 Çarşamba 22:48
  • “Kütüphanelerin sayısı artmalı”29 Mart 2017 Çarşamba 22:18
  • İMO’dan Kartepe Belediye Başkan Yardımcısı Balaban’a Ziyaret29 Mart 2017 Çarşamba 21:53
  • Çevre ve Temizlik taleplerine anında hizmet29 Mart 2017 Çarşamba 21:42
  • Çevre ve Temizlik taleplerine anında hizmet29 Mart 2017 Çarşamba 21:31
  • Başkan Toltar’ın Regaip Kandili Mesajı29 Mart 2017 Çarşamba 20:49
  • Gebze ve Gerede kardeş oldu!29 Mart 2017 Çarşamba 20:44
  • Gebze'de motosikletin çartığı genç kız öldü28 Mart 2017 Salı 22:50
  • Diliskelesi’ne spor kompleksi28 Mart 2017 Salı 22:00
  • Gebze'de korkunç cinayet!28 Mart 2017 Salı 08:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Milli Hakimiyet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim