• Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • "Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır."(Mülk, 12-14)
  • "Her kim aşura gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(et-Tergîb ve'l-Terhİb 2/116)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 31°C Kocaeli
    • 32°C İstanbul
    • 31°C Ankara
    • 26°C Rize
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,194 -0.24
  • Dolar: 3,5623 0.16
  • Euro: 4,1506 0.29

Ağlayan komedyen ve şehit düşen bir polis!

Doğancan Turgut

Atalay Demirci… Fetö’nün güldürmeyi meslek edinmiş inançsız besmeleli komedyeni. Bu vatanın topraklarında  doğup büyüyen, bu vatanın milleti tarafından bağrına basılan ve yine büyük Türk milleti tarafından  eksiği gediği bakılmadan hiçlikten varlığa taşınan hain! Ay yıldiz Team tarafından darbeci kimliği ortaya dökülen bu ağlayan komedyenin foyasının ortaya çıkışı, bu kadar mı dedirten diğer hainlerden sonra aslında şaşırtıcı değil. Fakat ilginçtir, herkesi güldüren komedyen bir anda ağlamaya başlıyor. Kiminle beraber? Şükür’den uzak sıkıldım diyen Hakan Şükür’le… Sebep? 15 temmuz gecesi katillerinin emellerine ulaşamaması. İstediklerini elde etselerdi ne olacaktı i? Ellerindeki  kanlara rağmen güldürmeye devam edecekti! Peki şehit düşen bir polis  neyi ifade ediyor bu yazı da?  Anlatayım.

Geziyle başlayan darbe!

Gezi parkı olaylarını hatırlayın. Halk polise karşı cephe alsın diye uğraşılmıştı. Halbuki poliste bizdik, askerde bizdik…  Lakin teşkilatlarımızın, kurumlarımızın  içine sinmiş katil fetöcüler bizi birbirimize düşürmeye çalışıyordu. Şimdi sizlere bu hainliklere rağmen vatanına milletine hizmet eden, vatanından milletinden bir nebze şikayet etmeyen ve sonunda şehitlik makamına kendini teslim eden bir kahraman polisimizin mektubunu paylaşacağım. Şehidimizin adına ulaşamadım, fakat şiirini okuyunca  sol yanımda depremler meydana geldi. Hadi şimdi o vatansever  polis memurunun kalemi neler yazmış onu bir okuyalım…
 
İnsanın ırkı insan iken doğduğumuz günden itibaren bizi taraf olmak zorunda bırakan hayat. Bu sefer ki mektubum sana. Solumda bir şarjör, sağımda ise mermim biterse diye senin demirinden dövülmüş bir bıçak.

Yoksulluk ölümle yaşadığında başlıyor hayat. Malın mülkünün bana faydası yok. Zaten yoksulken mutlu oluyor vatan bekçileri. Nefsimi hiç sarmadı ihtişamlı köşklerin, arabaların, paran pulun vs… Lakin sen ne kadarda ırkçı oldun hayat… Kanımı yoluna serdiklerimi nasıl da bana düşman ettin… Ben vatanım milletim için ölmeye düşünmeden yemin etmişken, nasıl oldu da beni onlardan ayrı tutmaya başladılar….
 
Şikayetçi değilim hayat. Uykusuzluktan, ardımda bırakacaklarımın endişesinden… Yarın hatta bir dakika sonra ne olacağını düşünmekten şikayetçi değilim. Bir yare gönül verememekten ya da gönül verip acımdan gebermekten şikayetçi değilim. Anama sarılamamaktan, göğsüne başımı koyup boynunu koklayamamaktan şikayetçi değilim. Hayaller kuramamaktan ya da çimlere sırtımı dayayıp güneşle gök yüzünle, yıldızlarla sohbet edememekten şikayetçi değilim. Şikayetçi değilsen ne istiyorsun diyorsun şimdi!

Tam gülerken bir anonsun tam uyurken bir haberin böler beni. Yemeğe çökerim  bir emrin vurur tabağıma tokatı. Yola çıkarım eylemin keser önümü. İnsan ölmesin diye kendimi siper ederim cezan atar beni zindana. İnsanların ise vatan dediğimde hain ilan eder.  Döşeğimin yayı sırtıma vurup uyan derken, camımın yarım perdesinden her  içeri giren her gölge düşmanımken, insanların yaşasın diye geceye nöbetçi olurum hayat. Selam veririm kimisi alır, selam veririm kimisi tanır beni düşman sanır. Elimi uzatırım kimisi tutar kimisi alır bileğimi kırar. Bileğim değil yüreğim kan ağlar hayat.
Ben elime kalemi aldığımda içtim şahadet şerbetini. Belki de doğduğumda yazdılar alnıma vatanı bekleyeceğimi. O zamanlardan bu zamana… Kurşunların hikayesini öğrendim. Onlarla yıkılan devletleri, yok olan milletleri… Onların aldığı candan sonra yanan yürekleri. Vatan sevdası bana ölümü sevdirmişken, beni  neden yerden yere vurur bu insanoğlu? Bayrağımdan yüzüme sıçrayan şehit kanlarını korumak ve bir gün onlara karışacağım diyerek ölümü beklerken  neden bana isyan ederler?  

Daha da söyleyecek bir şeyim yok hayat. Bir gün herkes anlayacak benim ne olduğumu. Ölümle nasıl yaşadığımı. Onlar rahat uyusun, yaşasın diye şahadet şerbetini nasıl içtiğimi, vatanım için ettiğim namus yeminini. Kızmıyorum hayat, benim insanım ben ölünce anlasa da değerimi, yine söylüyorum! Benim insanım benim vatanım, benim vatanım benim insanım! Hain deseler ne olur, ben ölünce şahadet kanıyla Hakka varanlardanım İnşaAllah….
 
Şimdi yukarıda ki mektupta yazılanları okuyunca insanın nutku tutuluyor. Bir yanda canını siper etmiş bir emniyet görevlisinin hayatın içinde ki rolü, ölüme koşa koşa sarılışı, her şeye rağmen vatan vatan vatan deyişi, bir yanda dünya derdine düşmüş iki ahmağın, katillerle, teröristlerle  yaşadıkları çıkar savaşında yalnız kalışlarını birbirlerine haykırışları, çıkar yolu aramaları…. Utan Atalay Demirci! Utan Hakan Şükür. Utanın bu halkın üzerine kurşun sıkanlar ve sıkanlara secde eden hainler… Bu vatana her ihanetiniz de şehitlerimizin kanında boğulacaksınız! Şehitlerimiz can verirken gülecek, sizler ise titreyerek korkuyla öleceksiniz!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Milli Hakimiyet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim